7-8 Nisan 1995 Samaşki Katliamı

7-8 Nisan 1995 tarihlerinde Rus ordu güçleri Çeçenistan’daki Samaşki köyünde büyük bir katliam gerçekleştirdi.

Çeçenistan ile İnguşetya’nın sınır bölgesinde bulunan Samaşki köyü çevresinde Rus ordusu 1995 yılının Nisan ayında Çeçen güçlere karşı süpürme harekatı başlatmıştı.

Binlerce asker ve çok sayıda zırhlı aracın katıldığı harekat sırasında yer yer çatışmalar yaşanırken, Samaşki köyü çevresindeki çatışmalarda Rus askerlerinin ağır kayıp vermesinin ardından, Rus ordusun sivillere yönelik saldırılar düzenledi.

Çeçen savaşçıların, sivillere zarar gelmemesi için boşalttığı köy, 7 Nisan günü Rusların saldırısına uğradı.

Önce Rus birliklerinin top ve diğer ağır silah atışlarıyla şiddetli bir biçimde hedef alınan köy, daha sonra ise köyün içerisine giren askerlerin alev silahları ve bombalarıyla yerle bir edildi.

Köyde yaşayan siviller kasıtlı olarak ve toplu bir şekilde hedef alındı.

Köy sakinlerinin bölgeden çıkmasına günlerce izin verilmezken, katliamın boyutları ancak, olayın üzerinden aylar geçtikten sonra tam anlamıyla ortaya çıkabilecekti.

Rus ordusunun saldırılarında köydeki yapıların yüzde 80’i yıkılırken, 100’den fazla sivil de katledildi. Katledilen sivillerden çoğu yakın mesafeden açılan ateşle infaz edilerek öldürülmüş, birçoğunun cesetleri kasıtlı olarak yakılmış, köydeki çok sayıda kadın ise tecavüze uğramıştı.

Aynı zamanda köydeki evler Rus güçlerince yağmalandı. Birçok erkek de Rus askerlerine esir edilerek kamplara götürüldü.

Bölgede doktorluk yapan ünlü Çeçen cerrah Hasan Bayev, Samaşki’ye ilk gidenler arasındaydı. Bayev, şahit olduklarını şöyle anlatmaktadır:

“Kömüre dönmüş onlarca kadın ve çocuk cesedi, yıkılmış caminin avlusunda yatıyordu. Gözümün takıldığı ilk şey, cenin pozisyonunda yatan bir bebeğin yanmış bedeniydi. Yanan bir evden, gözleri aklını yitirmiş gibi bakan bir kadın, ölü bir bebeği elinde tutarak çıktı. Kasalarına ceset yüklü kamyonlar sokaklarda, cesetleri toplu mezarlara taşıyordu.”

Çeçenya yüzlerce felaket ve trajedi yaşadı. En çarpıcı olanlarından biri, belki de vahşetin simgesi 7-8 Nisan 1995’te Samaşki’de 100’ün üzerinde insanın acımasızca katledildiği operasyondu. İşte o günün tanıkları:

Mariyet T.

“Vıgonna caddesinde yaşıyorum. Komşunun sığınağında oturuyorduk. Çoktuk; kadınlar, çocuklar, yaşlılar. Çocuklar çoktu, onları saklıyorduk. Ve ilk gün bir asker roket atarla geldi ve hepimizi vurmak istedi. Ama yaşlılardan biri bağırdı: ‘Burada kadınlar, çocuklar var. Allah rızası için vurmayın!’ Ve hiçbir şey yapmadan gitti. İkinci gün birileri geldi. Sağlıklıydılar ve içlerinden biri maskeliydi. Sarhoştular ve gözleri parlıyordu. Ateş etmeye başladılar. Komşu evi yaktılar. Korkudan bağırmaya başladık: ‘Lütfen ateş etmeyin, kadınlar ve çocuklar var!’ Askerlerden biri biz sığınaktan çıkarıyordu. ‘Bunlar kadın değil, bunlar köpek, onlar bizimkileri öldürüyorlar, biz onlarınkine mi acıyacağız!’ diyordu. Daha sonra onlar bir grup kadını küçük bir odaya, camı olmayan bir odaya kovaladılar ve kapıyı da kapattılar. Diğerlerini sığınağa ittiler. Doğrudan kadınlara ateş ettiler. Çocuklar korkudan bağırıyordu…”

Visaytova Alina

“Onlar bize sığınağa bomba attılar. İki kadın yaralandı. Çocuklar ağlıyordu, çıkmaya korkuyorlardı, halbuki askerler halen hayatta olduğumuzu duyduklarında çıkmamızı emretmişlerdi. Onlar daha sonra bombayı bahçedeki arabaya attılar. ‘ Pekala çıkın. Orada çok olduğunuz için Allah’a dua edin- kardeş mezarlığı yapmak istemiyoruz’ dediler, bunu askerler söyledi. Sayıları on-on iki kadardı. Onlardan bazıları oturdular, sigara içtiler, gözlerimizin içine baktılar. Bunlar beş-altı kişiydi. Diğerleri ‘çalıştı’- ateş ettiler, evleri yaktılar. Tel aldılar ve kocalarımızı bağladılar. İlk önce onları soydular ve çok dövdüler. Tüm erkekler kan içindeydi. Askerlerden rica ettik. ‘Lütfen onları alıp götürmeyin, serbest bırakın!’. Askerler buna karşılık altın, dolar istediler. Onlar bize lazım değil, haydin altın ve dolar verin. Kadınların boyunlarını kontrol ettiler, altın aradılar. Buldular mı bilmiyorum, çok kalabalıktık, herkes ağlıyordu, ses çoktu. Adamları yine de kovaladılar, götürdüler…”

(…) Kormakayeva

“Bunlar genç askerler değildi, bana göre paralı askerlerdi. Yaşları otuz veya otuz üç gibiydi. Raboçaya 54’deki evimize saldırdılar, küçük oğlanı kaptılar ve yüzü duvara dönük durdurdular ve arkasından tekme atmaya başladılar. Çocuk bağırıyordu: ‘Amca, bizi öldürmeyeceksiniz, öldürmeyeceksiniz, değil mi?’ Askerse onu saçlarından tutarak duvardan aldı… Babası bağırdı: ‘Vurmayın, o Rusça anlamıyor’. Babayı yakaladılar, kızım bağırıyordu: ‘Babamı verin! Onu almayın, almayın!’ Hiçbir şey duymadılar.”

Bir çok görgü tanığının ifadesine göre, Rus askerleri bilinçli olarak sığınaklara, odalara ve bahçelere oralarda çok sayıda insan olacağını tahmin ederek bomba atıyordu. Bu tür olaylar sonucunda insanlar yaralandı, ölenler oldu.

Rus askerlerinin ölen vatandaşların cesetlerini yaktığı yönünde de çok sayıda görgü tanığının ifadesi var.

8 Nisan 1995’de İTAR-TASS, Samaşki köyünde yürütülen mücadelede 130’dan fazla Dudayevci’nin öldürüldüğünü açıkladı. Bu bilgi ertesi gün Rus askeri komutanlıklarına dayanarak medya organlarında yayınlandı. 11 Nisan’da Çeçenya ile ilgili hükümet komisyonunun toplantısına katılan İçişleri Bakanlığı’ndan bir temsilci, köyde 120 direnişçinin öldürüldüğü, sivil vatandaşların saldırı öncesinde köyden çıktıkları yönünde resmi bilgi olduğunu açıkladı. Ertesi gün İçişleri Bakanlığından Samaçki’de 130 Dudayevcinin öldürüldüğü haberi yayınlandı. Böylelikle İçişleri Bakanlığı Çeçen tarafından yüzden fazla kişinin öldüğü olayını itiraf etti, ancak onların hepsini direnişçi olarak ifade etti.

Kaynaklar: Mepa News, Ajans Kafkas

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir