Abdulhalim: Zafere kadar savaşacağız!

Çeçen İçkerya Devleti Cumhurbaşkanı Abdulhalim Sadulayev ile Vakit gazetesinin yaptığı röportajdır:
Toprakları işgal altında olan Çeçenler, Ruslara karşı verdikleri bağımsızlık mücadelelerini ara vermeden sürdürüyor. Onları ne önderlerinin bir bir şehid edilmesi, ne de ellerindeki sınırlı imkânlar durduruyor. Bir grup yiğit insan, Kafkas Dağları’nda koca Rus ordusuna kafa tutuyor. Bu yiğit mücahidlerden biri de, Aslan Mashadov’un şehadetinin ardından Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’na getirilen Abdülhalim Sadulayev… Başta Şamil Basayev olmak üzere bütün mücahidler artık ona bağlılar. Biz de Çeçenlerin yeni liderleri Sadulayev’le, ilgiyle okuyacağınızı tahmin ettiğimiz bir röportaj gerçekleştirdik. İşte Sadulayev’in sorularımıza verdiği cevaplar…

Soru: Sayın Sadulayev, öncelikle Çeçenistan’da sürdürülen savaşın son durumu hakkında bilgi alabilir miyiz?

A.Sadulayev: Cihadımız artık bütün Kafkasya’ya yayılmış durumda… Dağıstan, İnguşetya, Kabardey, Balkarlar, Karaçay, Adıgey gibi bölgelerde mücahidlerimiz üst üste başarılı operasyonlar yapıyor. Özellikle Kafkas halkları arasında büyük bir uyanış var. Her gün cihada katılmak için bize biat etmeye gelen gruplar oluyor. Uzun zamandır bu grupları nizami bir şekilde organize etmeye çalışıyorduk. Artık bu çalışmalarımızı tamamladık. Allah’ın izniyle mücahidlerimiz , İslâm Ümmeti’ne pek yakın zamanda gurur duyacakları bir zaferin müjdesini verecektir. Müslüman kardeşlerimizin elde ettiğimiz başarılardan haberleri olmadığını biliyoruz. Çünkü Rusya bunu sağlamak için yılda 1.5 milyar dolar harcama yapıyor. Fakat gerçekler, düşmanımızın yüzünü kızartacak şekilde ortaya çıkacak.

Soru: İslâm Dünyası eskisi gibi Çeçen bağımsızlık mücadelesine ilgi göstermiyor. Sizce bunun sebebi nedir?

A.Sadulayev: Önceden sadece bizim topraklarımızda cihad vardı. Fakat bu kutsal mücadele artık daha çok ülkede veriliyor. Afganistan, Irak ve Filistin başta olmak üzere birçok İslâm ülkesi birer cephe haline geldi. Bu durum, Müslümanların desteklerini farklı cihad bölgelerine bölmelerine neden oldu. Ayrıca kardeşlerimizin Çeçenleri unuttuklarını asla düşünmüyoruz. Çünkü bizimle ilgilenen birçok Müslüman var. Bacılarımız, destek için mücahidlere bileziklerini gönderiyor. Bizim için dua eden Müslüman kardeşlerimizin olduğunu da biliyoruz. İnşallah bu dualar daha da artar.

Soru: Çeçen mücahidler, eylem düzenlerken sivillere de saldırdıkları yönünde sık sık eleştirilere maruz kalıyor. Bu eleştiriler hakkında neler söyleyeceksiniz?

A.Sadulayev: Ruslarda; “Söylediğin yalan ne kadar büyük olursa, yalana inanan da o kadar çok olur” diye bir söz vardır. Ruslar sivilleri öldürdüğümüz yönünde propaganda yaparak, bu sözü hayata geçirmeye çalışıyorlar. Putin’in Rus ordusuna “Her öldürülen Rus askerine karşı 10 Çeçen sivil öldürün. Ancak o zaman Çeçenleri yenebiliriz” diye emir verdiğini herkes biliyor. Rus askerler en son bir mücahidin 6 aylık bebeği ve hanımını acımasızca öldürdüler. Dünya basını niçin Ruslar tarafından öldürülen 50 bin Çeçen çocuğu gündeme getirmiyor? Yoksa bizim çocuklarımız Çeçen ve Müslüman oldukları için sivil olarak görülmüyor mu?

Soru: Fakat yüzlerce çocuk ve kadının ölmesine sebep olan Beslan Baskını’nı şu an size bağlı olan bir komutan üstlendi.

A.Sadulayev: Baskını mücahidler yaptı. Fakat katliamı Ruslar gerçekleştirdi. Mücahidler ellerinde imkân olmasına rağmen 1 sivili bile öldürmedi. Beslan’da rehinelere yönelik “Shamel” gibi tehlikeli silahları kullananların Rus özel timleri olduğunu, olaya şahidlik eden herkes söylüyor. Biz bağımsız bir komisyon tarafından Beslan katliamının araştırılmasını istediğimizi defalarca dile getirdik. Fakat Putin buna karşı çıkıyor. Çünkü katliamın failleri onlar.

Soru: Çeçen savaşçılar arasında kadınların da olduğu iddia ediliyor. Bu iddialar doğruysa, Çeçen kadınların mücadelenize olan katkıları hangi boyuttadır?

A.Sadulayev: İslâm tarihinde kadınların da cihada katıldıklarına dair birçok örnek var. Peygamber Efendimiz zaman zaman hanımlarını cihada götürmüştür. Çeçen kadınları da her zaman bizim mücadelemizin içinde aktif bir şekilde görev aldılar. Buna en güzel örnek de, 4 oğlu şehid olan Tsotsi-oyl köyünden Medni isimli bir Çeçen kadınıdır. O, cesareti ve cihada olan tutkusuyla bütün kadınlarımıza örnek oldu. Allah, onun şehadetini kabul etsin…

Soru: Son derece etkili eylemler gerçekleştirseniz de, Putin geri adım atacağa benzemiyor. Savaşın sona erdirilmesi için silahlı mücadele dışında başka bir yöntem gündeminizde mi?

A.Sadulayev: Biz silahlı mücadele dışındaki yöntemlere her zaman önem verdik. Fakat barışçıl çözüm sunduğunuzda, onu kabul edecek bir taraf gerekiyor. Ruslar bu tip yöntemlere asla yanaşmıyorlar. Biz de onlara, anladıkları dilden cevap veriyoruz. Putin yıkılmaz bir kale değildir. Tarihte ondan çok daha güçlü liderler geri adım atmışlardır. Yine de kendisi bilir. Biz cihad alanlarımızı ve cephelerimizi genişleterek zafere kadar savaşacağız.

Soru: Batı medyası birtakım karikatürler vasıtasıyla Peygamber Efendimiz’ e yönelik saldırı kampanyası başlattı. Bu saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

A.Sadulayev: Bunlar son derece çirkin girişimlerdir. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor; “Namusunu, canını ve malını koruyarak ölen kişi şehiddir.” Bütün dünya da şunu bilmelidir ki, Müslümanların en büyük namusu Peygamberleridir. O’na karşı yapılan saldırılara karşı çıkarken ölmek, bir Müslüman için en büyük gururdur. Batılı devletler bu karikatürleri çizenleri Peygamber Efendimiz’e hakaret etmekten vazgeçirmezlerse, bu görev bütün Müslümanların üzerine farz olur. Kimse sonra karikatüristleri cezalandırmaya kalkan Müslümanları terörist ilan etmeye kalkmasın…

TÜRKİYE ÇEÇENLERİN HÜNKÂRLIĞI

Soru: Türkiye ve Türk halkı denince zihninizde neler canlanıyor?

A.Sadulayev: İlk canlanan şey Osmanlı’dır. Çeçenler Türkiye topraklarını şu an bile “Hünkârlık” olarak adlandırırlar. Çünkü sizin topraklarınız, yıllarca Müslümanların koruyuculuğunu yapan hilafetin merkezi olmuştur. Tarihimizden ve dedelerimizden öğrendiğimize göre; halifelik öyle adaletliydi ki, kendi ülkelerinde dinlerini yaşayamayan gayrimüslimler bile Müslümanların halifesine sığınıyorlardı. Çeçenler olarak Türkiye halkını hep sevdik. Onlar da bizi hiç yalnız bırakmadılar. Halkımız da bu güvenle, kendi topraklarında yaşayamaz hale gelince hemen “Hünkârlığa” Türkiye topraklarına sığındı. İnşallah aramızdaki akrabalık ve kardeşlik bağları daha da artar.

Soru: İslâm Dünyası’ nın içinde bulunduğu durum hakkında genel bir değerlendirme yapar mısınız?

A.Sadulayev: Müslümanların en büyük sorunu, birlik olamamak. Birlik olamadığımız için, İslâm Dünyası’nın dört bir yanında işgaller meydana geliyor, acılar yaşanıyor. 1.5 milyarlık İslâm Âlemi bir an önce ekonomik, askeri ve politik alanlarda tek vücud olmalı. Kâfirlerin kendi aralarında oluşturdukları birçok kurum var. Fakat Müslümanların devletleri birbirlerinden uzak duruyor. Eğer Peygamber Efendimiz’in emrettiği gibi kardeşler olursak, inanın kimse Müslümanlara zarar veremez. Biz bu kutsal amaç için elimizden geleni yapmaya hazırız.

Soru: Gazetemiz aracılığıyla Müslümanlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

A.Sadulayev: Müslümanların elinde bulunan gazete ve televizyonların, Çeçenistan, Irak, Filistin gibi bölgelerden doğru haberler alıp, insanlara aktarmalarını istiyoruz. Ne yazık ki, dünya basını ve Müslümanların yayın organları Çeçenistan’ı unuttu. Buradaki gelişmelelerden kimsenin haberi olmuyor. Şu da unutulmamalı ki, mücahidlerimiz İslâm’ın zaferi için savaşıyor. İslâm’ın zaferini arzulayanlar, dinimiz ve özgürlüğümüz için verilen bu mücadeleye destek olmalılar. Bu mücadele ancak Allah’ın yardımı ve Müslümanların desteğiyle başarıya ulaşacaktır. Dünyanın her yerindeki kardeşlerimizden İslâm’ın zaferi ve vatanlarının özgürlüğü için mücadele veren mücahidleri asla unutmamalarını istiyoruz.

ASLA RUSLAR GİBİ SAVAŞMAYACAĞIZ

Soru: Beslan’daki rehineleri Rus askerlerin öldürdüğünü kabul edelim. Baskını ise mücahidler gerçekleştirdi. Mücahidler tarafından gerçekleştirilse de, sivillerin rehin alındığı bir baskını doğru buluyor musunuz?

A.Sadulayev: Yönetimimiz resmi politika olarak böyle bir eylemi sahiplenmiyor. Ruslar bize ne yaparlarsa yapsınlar, biz asla onlar gibi davranmayacağız. Ama şu da bilinmeli… Ruslar kadın ve çocuklarımızı öldürdükleri müddetçe, bizim içimizden çıkan birtakım gruplar da onların sivillerine yönelik eylemler yapabilir. Bu grupları durdurmak zor. Çünkü bu grupları bu şekilde davranmaya iten sebep, düşmanın Çeçen sivillere yönelik işkence ve katliamlarıdır. Düşünebiliyor musunuz; nüfusu 1 milyon olan halkımızın dörtte birini yok ettiler. Biz Ruslara sadece mücahidlerle savaşmaları çağrısında bulunuyoruz. Kadınlarımızı, çocuklarımızı rahat bıraksınlar. Okullarımızı, hastanelerimizi bombalamasınlar. Ruslar ne zaman Çeçen sivillere yönelik saldırılarını durdururlarsa, ben de bu grupları durdurma sözü veriyorum.

ABDÜLHALİM SADULAYEV KİMDİR?

2 Haziran 1966 yılında Argun şehrinde dünyaya gelen Abdülhalim Sadulayev, küçük yaşlardan itibaren İslâmi ilimlerin çeşitli alanlarında eğitim gördü. İlk savaşta, Çeçenistan Genelkurmay Başkanlığı ‘na ait olan İslâm Birliği’nde Ruslara karşı savaşan Sadulayev, savaş bittikten sonra, Çeçen devletinin televizyonunda İslâm Dini Redaksiyonu bölüm başkanlığını yürüttü. Daha sonra Şamil Basayev tarafından kurulan Çeçen-Dağıstan Halkları Komitesi’nde çeşitli görevlerde bulunan Abdülhalim Sadulayev, İkinci Çeçen-Rus savaşı başlayınca çeşitli cephelerde komutanlık yapmaya başladı. Aslan Mashadov şehid oluncaya kadar onun yardımcılığı görevini yürüttü. Mashadov şehid olduktan sonra da ittifakla Cumhurbaşkanlığı görevine getirildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir