Bir milleti kökten yok etme operasyonu

BİR ÇEŞİT 11 EYLÜL SENARYOSU: ÇEÇENİSTAN’I İKİNCİ KEZ İŞGAL HAZIRLIKLARI

Rusya, 31 Ağustos 1999’da Moskova, 16 Eylül 1999’da Volgodonsk’ta gerçekleşen ve 293 kişinin hayatını kaybettiği patlamaları ve Şamil Basayev komutasındaki güçlerin Dağıs-tan’a girmesini gerekçe göstererek önce Dağıstan’a ardından Çeçenistan’a saldırdı. Ancak kısa süre sonra patlamaların Rus askerî istihbarat servisi GRU ile işbirliği içinde olan Rus Güvenlik Servisi FSB tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Bu tablo 11 Eylül olayları ile büyük benzerlikler içermektedir. Bu konuda Alev Erkilet şunları söylemektedir:
“Her iki olayda da faillerin İslamcı militanlar olduğu öne sürülmüş; her ikisi de kendisini İslam devleti olarak tanımlayan devletlerin (Çeçenistan ve Afganistan) saldırıya uğraması ve işgali ile sonuçlanmıştır. Her ikisi de geniş kapsamlı emperyalist temizlik operasyonlarının gerekçesi haline getirilmiştir.”

Bu iki patlamadan sonra, 22 Eylül’de Moskova’nın güney bölgesindeki bir apartmanın bodrum katında şüpheli bir durumla karşılaşıldı. Mahalle sakinleri durumu polise ihbar ettiler. Polis şüpheli üç kişiyi gözaltına aldı ve apartmanın bodrum katında bomba düzenekleriyle karşılaşıldı. Birkaç saat sonra durum netleşti ve bombayı yerleştirenlerin FSB ajanı olduğu ortaya çıktı. Bu durum diğer güçlü kanıtlarla birlikte, Moskova ve Volgodonosk’taki patlamaların da ‘terörist İs-lamcıların’ değil Çeçenistan’ı bir kez daha işgal etmek için senaryo hazırlayan Rusya’nın işi olduğunu kanıtlıyordu. Nitekim resmî ağızlardan verilen bilgilere göre Rusya, Çeçenistan’ı işgal hazırlıklarına Ağustos ve Eylül 1999’da gerçekleşen olaylardan 6 ay kadar önce zaten başlamıştı.

Rus Karşılaştırmalı Politika Enstitüsü üyesi Boris Kagarlitsky olaydan sonra konuyla ilgili olarak şu çarpıcı açıklamayı yaptı:
“FSB ajanları bombayı yerleştirirken suçüstü yakalanmışlardır. Zanlılar polis tarafından tutuklanmışlar, fakat ellerindeki FSB kimliklerini göstererek kurtulmaya ça-lışmışlardır.”
Daha da ilginç olan, polis tarafından tutuklanmış olmalarına karşın üç FSB ajanının, ertesi gün gizli servisin girişimleriyle salıverilmeleriydi. Yapılan açıklamada; ‘apartmanın bodrumunda bomba olmadığı, sadece bir eğitim tatbikatı yapıldığı’ söylendi.

BİR MİLLETİ KÖKTEN YOKETME OPERASYONU: İKİNCİ İŞGAL (1999)

22 Eylül 1999’da Çeçenistan bombalanmaya başladı. Bir ay içerisinde onbinlerce kişi, hedef gözetilmeksizin ve aralıksız sürdürülen hava bombardımanları sebebiyle hayatını kaybetti. Kasım ayına gelindiğinde zorlu kış şartları altında bombalardan kaçarak hayatını kurtarmak isteyen yaklaşık 200 bin Çeçen sınırlara birikti. Özellikle komşu İnguşetya’ya iltica etmek için şiddetli yağmur altında uzun kuyruklar oluştu. Uluslararası haber ajanslarının verdiği bilgilere göre, Nisan 2000’e gelindiğinde 40 bin Çeçen hava bombardımanları sebebiyle hayatını kaybetmişti. Bütün bu yapılanlar, Çeçen halkının kökünün kazınmak istendiğine ve tam bir soykırıma işaret etmektedir.

İkinci işgal öncesindeki sürecin başından itibaren uyguladığı şiddet yanlısı politika ile Rus kamuoyunda popülaritesini yükselten Vladimir Putin, Çeçenistan’daki ikinci işgal sürecinin de mimarı oldu. Bu süreçte Yeltsin hakkında çıkan yolsuzluk iddiaları da Putin’in işin kolaylaştırdı ve Mayıs 2000’de yapılan seçimlerden galip ayrılan Putin, Rusya’nın yeni devlet başkanı oldu. Devlet yönetiminin başına geçtikten sonra da soykırım politikasını sürdüren Putin; “Silahını teslim etmeyen herkes terörist sayılacak” diyecek kadar ileri gitmişti. Bu acımasız politikalarına rağmen Putin uluslararası camiada hiçbir tepkiye maruz kalmadı, bilakis takdir gördü. Bill Clinton, Putin’in Rusya’yı kurtardığını söylüyor, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, Putin’i ‘liberal bir reformcu’ olarak tanımlıyordu.

Öte yandan işgal devam ederken 2001 yılında ABD’de gerçekleşen 11 Eylül olayları Rusya için çok önemli bir bahane oldu. 11 Eylül 2001’de ABD’deki Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen saldırıdan sonra ABD’nin terörizmle mücadele söylemini Rusya da kullandı ve Çeçenistan üzerindeki politikalarını dünya kamuoyunda bu söylemle meşrulaştırmaya çalıştı. Uluslararası medya organlarının ve ABD, İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerinin tam desteği ile bir süre sonra bu imaj dünya kamuoyunda kabul gördü; ‘Çeçenistan’ın tam bir terör yuvası olduğu ve operasyonların Rusya’nın güvenliği için gerekli olduğu’ söylemi ile işgal ve soykırım uygulamaları meşrulaştırılmaya çalışıldı.

Çeçenistan’daki bu ikinci işgal sırasında yaklaşık 150 bin Çeçen hayatını kaybetti. Toplam 424 köyden 270’i kullanılamaz hale geldi. Bu işgalle birlikte toplam mülteci sayısı 500 bini geçmiştir. Çeçen mülteciler bugün başta çevre bölgeler olmak üzere dünyanın birçok ülkesine dağılmış bir şekilde ve zor şartlar altında hayatta kalma mücadelesi vermeye devam etmektedir.

ÜRETİLEN SON ÇÖZÜM: ZORUNLU İŞBİRLİĞİ

İkinci işgalle birlikte özellikle 2000 yılından itibaren Çeçenistan’da kontrolü ele geçiren Rusya, konvansiyonel savaştan sivillerin hedef alındığı kirli bir savaşa geçiş yaptı. Bu süreçte onbinlerce insan hukukdışı yollarla gözaltına alındı ve birçoğu gözaltındayken kayboldu, bir kısmının da cesedine ulaşılabildi. Rusya bu süreçte dünya kamuoyunda savaşın bittiği ve her şeyin normale döndüğü, yalnızca savaş esnasında Çeçenlere liderlik eden birkaç kişinin yakalanması için küçük operasyonlar düzenlendiği imajını oluşturmaya çalıştı. Moskova yanlısı Ahmed Kadirov’a 2000 yılında kurdurulan hükümet halk tarafından tanınmadı ve Çeçen halkı Aslan Mashadov’a bağlılığını sürdürdü.

2003 yılında anayasa, başkanlık ve parlamento seçimleri gibi konularda göstermelik bir referandum düzenleyen Rus yönetimi, daha sonra şaibeli bir seçimle Ahmed Kadirov’un seçimi kazandığını açıkladı. Ancak Kadirov kısa süre sonra 9 Mayıs 2004’te Grozni Stadyumu’ndaki bir kutlama esnasında gerçekleşen patlamada hayatını kaybetti. Bunun üzerine yine Rus yanlısı Ali Alhanov devlet başkanı seçildi, fakat yönetim fiilen Ahmed Kadirov’un oğlu Ramzan Kadirov’un elindeydi.

2007 yılında resmen devlet yönetiminin başına geçen Kadirov yönetiminde bugüne kadar gelinmiştir. Rusya’nın bu dönemde Kadirov yönetimine destek verdiği, sosyal ve ekonomik alanda bazı iyileştirmelerin yapılmasına destek vererek Çeçenistan’daki muhalif grupları bertaraf ettiği görülmektedir. Ancak yaşanan bu sürecin, işgal sürecindeki acıları unutturması ve hayatın normale dönmesi pek kolay gözükmemektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir