Çeçen cihadının bize kattıklarına dair…

Geçen akşam eski dostlarla oturmuş hasbihal ediyorduk. Sohbet bir şekilde eski şiirlerime geldi, tabii oradan da radikal cihadçı (ne demekse) günlerimize…

“Pişman mısın?” diye sordu bir arkadaş.
“Hayır” dedim.

99’da Çeçen cihadı başladığında ben henüz çocuktum, bütün arkadaşlarım da öyleydi. Ama nasıl oldu da kazındıysa cihad içimize, bir daha hiç çıkmadı.

İnternetin böylesine aktif olmadığı, akıllı telefonların henüz çıkmadığı güzel günlerdi. Yarım saatlik bir video gelirdi, sanki ailemizden en sevdiklerimizi izler gibi, sanki her bakışta yüreğimize basar gibi izlerdik mücahid amcalarımızı.

Neredeyse yemez, içmez, üzerimize yeni bir kıyafet almaz ve elimize geçen her kuruşu kumbaraya atardık. Konu komşuyu, eş dostu “Buna verecek paran var da, amcalara ne veriyorsun?” diye baskı altında tutardık. Bir dönem memlekette cihadın temsilcisi olduğumuz varsayıldı da, bütün infaklar bizim kumbaraya akar, her gören “Irak’ta son durum ne? Falanca şehid olmuş diyorlar, doğru mu?” diye bize sorardı.

Güzel günlerdi. Klavye mücahidliği henüz keşfedilmemişti. Örnekler sadece dağlarda değil şehirlerde de efsaneydi. Bilal Yaldızcı, Fuat Çağlar, Abdulmetin Çakmak amcalar liste başıydı. Şehirde uyutmayan hüzün, dağda oturtmayan coşku. İkisinin arasında geçti gençliğim.

Güzel günlerdi. Sloganlar azdı, ameller çoktu. Gece namazı olmayan, bizim ekipte cihada gönül vermiş sayılmazdı. Cihad zikir ayrılmazlığını konuşurduk. Güneş doğmadan güne doğar bol bol Kuran okurduk, amcalara dua eder, kunut yapardık.

Tanıdığımız abiler gitti bir bir. En sevdiğimiz komutanlar şehid oldu. Çok geçmeden abim gitti sonra.

Sonra iyi adamların yaptığı cihadı, şovmenler ele geçirdi. Twitter’dan an an cihad paylaşımları yapıldı sahadan. Eskiden iyilere nasip olurdu cihad. Şimdi nerede katı yürekli, kötü ahlaklı kişiler var, onlar aldı yerini. Tekfir belası bulaştı herkese. Birbirinin kanına girenlerin savaşına döndü pek çok cephe.

Hepsi mi?
Tabii ki değil. İyiler vardı ve hep olacaktı. Dualarımızda, gayretlerimizde unutulmayacaklardı.

Şimdi bazı güzel duygularımız istismar edildi diye pişman mı olsaydım gençliğimden? “Ah ne büyük aptallık mı?” deseydim?

Bazen kimi aileler, genç kızlarının cihada ilgi duymalarından dolayı panikleyip ikna etmem için bana getiriyorlar. Gençleri arkama alıp aileyi iknaya çabalıyorum. “Yeter ki güzel hissetsin, yeter ki içine benlik girmesin, şova dönüşmesin. Cihad insanın imanını güzelleştirir, ibadetine lezzet katar” diyorum.

Evet, pişman değilim.
Tanıdığım güzel insanlar için, bizi geride bırakıp da gidenler için, hiç unutmadıklarımız için.

İyi ki yaşadım, iyi ki tanıdım, iyi ki hissettim.
Çünkü bugün o hislerin ışığı, o güzel insanların aydınlığı var günlerimde. Binlerce kez hamdolsun.

Kaynak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir