Ebu Hafs: Mücadelemiz Çeçenistan’da yüreklerimiz ise Kudüs’te

Siyonistler ve radikal Hıristiyanlar, İslam’a, Kur’an’a ve Rasûlullah (sav)’e karşı bu tutumlarıyla birtakım şeyler hedefliyorlar. Bunlardan biri; uluslar arası kamuoyunu ve özellikle Ortadoğu’yu daha etkili bir savaşa hazırlamaktır.

Son aylarda işgal altındaki İslam topraklarında hareketli günler yaşanıyor. Iraklı direnişçiler binlerce savaşçıyla Amerika’ya meydan okuyarak sokaklarda gövde gösterileri yapıyor, Taliban önderliğindeki Afgan direnişçiler Kabil’e doğru ilerleyişlerini sürdürüyor, Somali’li direnişçiler zaferden zafere koşuyor. En az Irak, Afganistan ve Somali kadar hareketli olan bir başka İslam beldesi de Çeçenistan…
Genç komutanların yönetim kadrolarına getirilmesi Çeçenistan’da Rus işgalcilere karşı verilen mücadeleyi bir anda hızlandırdı. Fakat Putin yönetiminin medyaya getirdiği yasaklamalar nedeniyle Çeçen direnişinin elde ettiği zaferler dünyaya bir türlü duyurulamıyor. Bu yönde çaba gösteren gazeteciler ise Putin’in adamları tarafından cezalandırılıyor. Çeçen direnişçilere yönelik uygulanan medya sansürünü kırmak ve işgal altındaki ülkede yaşanan son gelişmeleri öğrenmek için Çeçen direnişinin ünlü kumandanı Abu Hafs ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Abu Hafs ile yakın arkadaşı Şamil Basayev’i, Hizbullah’ın Lübnan’da elde ettiği zaferi, El Kaide militanı olarak suçlanmasını ve bu hareket hakkındaki görüşlerini, Türkiye’den cepheye gönderilen paraların yerine ulaşıp ulaşmadığını konuştuk. İlgiyle okuyacağınızı tahmin ediyoruz.

Çeçen direnişine katılmaya niçin ve nasıl karar verdiniz?

Abu Hafs: Rusların, kendi topraklarında hür ve Müslüman’ca yaşamak isteyen Müslüman Çeçen halkına yaptıklarını görmüş ve işitmiştim. Onlar Çeçen topraklarını işgal ederek yaşlı-genç demeden Müslümanları öldürüyor, kadınların ırzına geçiyor ve bu Müslüman toplumun bütün kaynaklarını gasp ediyorlar. Bütün bunları gördükten sonra ‘sadık bir Müslüman, nasıl olur da Müslüman kardeşinin yardımına koşmaz?’ diye düşündüm. Bunun neticesinde de cihad için Çeçenistan’a gelmeye karar verdim.

Direnişin ne durumda olduğunu öğrenmek istiyoruz? Son gelişmelerden bahseder misiniz?

Abu Hafs: Sizlere Çeçen direnişinin sürekli güçlendiğini müjdeliyorum. Artık ibre Ruslardan yana değil; bizden yana dönüyor. Çok yakında ümmetimize direnişin gücünü ve değişime ayak uydurma kudretini gösterecek yeni bir stratejiyi açıklayacağız. Dokko Umarov’un önderliğindeki bütün komutanlar, bu yeni strateji üzerine çalışıyor. Şu an Ruslara her gün çok büyük kayıplar verdiriyoruz. Bir çok Rus askeri karargâhını kullanılamaz hale getirdik. Asıl büyük saldırılarımız ise yeni stratejimiz şekillendikten sonra başlayacak.

İsmi yıllardır Çeçenistan’da verilen mücadeleyle özdeşleşen Şamil Basayev’in şehadeti direnişe ne tür etkilerde bulundu?

Abu Hafs: Öncelikle Rabbimden şehit Şamil Basayev’in şehadetini kabul etmesini ve cennetinde bizleri buluşturmasını niyaz ediyorum. Tarih boyunca bütün direniş hareketleri, komutanlarının öldürülmesinden etkilenmişlerdir. Özellikle de bu, Şamil Basayev gibi kahraman bir komutan ise…

Ancak İslami direnişlerin özelliği, komutanlarının öldürülmesiyle daha fazla güç kazanmalarıdır. Çünkü bu direnişler, güçlerini Yüce Allah’tan ve sonra adil davalarından alırlar. Ki o dava; mazlum ve mustazaflara yardım etmek, gasp edilen hakların iadesini ve Müslümanların âlemlerin Rabbine rahatça kulluk etmelerini sağlamaktır. Tarih, bunun en iyi şahididir. Dokka Umarov komutanlığındaki Çeçen cihadı, Şamil Basayev’in komutanlığı zamanındaki gibi güçlüdür. Çünkü mücahidlerin her biri bir Şamil’dir.

Şamil Basayev’le yıllarca omuz omuza Ruslara karşı savaştınız? Bize şehid arkadaşınızı anlatır mısınız? Nasıl bir insandı Basayev?

Abu Hafs: Şehit kahraman komutan Şamil Basayev’i bütün mücahidler hatta İslam Alemi tanımaktadır. Çünkü o, İslam ümmetinin bu yüzyıldaki cihad önderlerinden biridir. Kimseden korkmayan bu cesur komutanın kahramanlıklarını tarih yazacaktır. Benim, komutanımız Şamille ilgili kişisel tecrübem ise; onun cesur, hikmet ve tevazu sahibi, çokça zikreden bir komutan olmasıdır. Onun bütün çabası; Müslümanların, Allah’ın kanunları gölgesinde hür olarak yaşayabilmeleri ve dağılmış Çeçen halkının Çeçenistan topraklarında barış ve güven içerisinde bir araya gelebilmesiydi. Onun en önemli özelliklerinden biri ise, Filistin davasına olan yakın ilgisiydi. O, Filistin’de yaşananlar ile Çeçenistan’da yaşananların birbirine çok benzediğini düşünürdü ve İslami direnişin, Allah’ın kanunlarına sarıldığı sürece zafere ulaşacağına inanırdı. Şamil ayrıca, geniş bir vizyon sahibi, çalışkan, Allah’tan başka hiç kimseden korkmayan birisiydi. Allah, bu şehit, kahraman komutana rahmet eylesin.

Tecrübeli komutanların birçoğu şehid oldu. Şu an direnişi daha çok her biri 28–29 yaşında olan genç komutanlar yönetiyor. Bu sizin için büyük bir dezavantaj değil mi?

Abu Hafs: Büyük komutanların şehid olması, direnişin ancak güç ve istikrarını artırır. Şu an komutanların genç olması, zayıflık sebebi değil; gücün işaretidir. Çünkü gençler direnişin geleceğidir. Onların enerjileri daha fazladır. Onlar sadece genç değiller; onlar Şamil gibi, Cevher, Mashadov ve Sadulayev gibi kahramanlık sembolü komutanların yetiştirdiği gençlerdir ve onlar gibi olacaklardır. Bu genç komutanlar izzet ve onur içerisinde, Allah yolunda cihadın yurdu olan Çeçenistan’da yetiştiler. Unutulmamalı ki aslan yavrusu, yine aslandır.

Amerika sizi El Kaide militanı olmakla suçluyor. Hatta Amerika’nın en çok arananlar listesinde isminiz baş sıralarda. Gerçekten El Kaide ile bir bağlantınız var mı?

Abu Hafs: Amerika’nın hangi sözü doğru ki, bizim hakkımızda söylediğine itibar edelim? O, Irak konusunda dürüst müydü? Irak halkına, Afgan halkına karşı dürüst müydü? Filistin davasında, demokrasi ve insan hakları çağrısında dürüst müydü? Yoksa İslam ülkelerini yıkmak ve tahrip etmek, Müslümanları öldürmek ve haklarını çiğnemek, İslam ve Müslümanlarla alay etmek miydi yaptığı? Ebu Gureyb hapishanesi, Amerika’nın her söylediğinin yalan olduğu konusunda en büyük delilidir. Bütün bunlardan sonra hala Amerika’nın söylediklerinin doğruluğunu mu tartışacağız? Şahsıma gelince; ben Allah yolunda cihad eden ve O’nun dinine tabi olmaya çalışan bir kişiyim. Irzını, dinini ve mustazaf Müslüman kardeşini koruyan herkesin, El-Kaide üyesi olarak adlandırılması ne kadar doğrudur?

El Kaide ve lideri Usame Bin Laden hakkında bir çok spekülasyonlar yapılıyor. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Abu Hafs: Söylentiler söylenti olarak kalır. Bunların doğrulanmaları mümkün değildir. şahsi kanaatim, onlar da Müslüman mücahidlerden müteşekkil bir gruptur. Hedefleri de diğer mücahid gruplar gibi, İslama ve mustazaf Müslümanlara yardım etmektir. Usame Bin Laden’de bir cihad önderidir. Allah’tan bu yolda gayret gösteren herkese yardım etmesini diliyorum.

Türkiye halkının, Çeçen direnişçilere destek için topladığı paraların cephedeki insanlara ulaşmadığı yönünde yoğun şekilde bir söylenti var. Bu doğru mu?

Abu Hafs: Ben, bu sözlerin hangi bilgiye dayanılarak ortaya atıldığını anlamıyorum. Net bir şekilde şunu söyleyebilirim ki; bizim için toplanan bütün yardımlar bize kesinlikle ulaşıyor. Biz bu konuyu ciddi şekilde takip ediyoruz. Türkiyeli Müslüman kardeşlerimiz son olarak bize Ramazan’da iftar yardımı ulaştırdı. Hatta İslam ülkeleri arasında Ramazan’da bize en çok yardımı Türkiyeli kardeşlerimiz yaptılar. Bu yardımlar ve Rabbimizin inayetiyle Ramazan ayı biçim için çok bereketli geçti. Özellikle Adanalı ve Konyalı kardeşlerimize gönderdikleri yoğun yardımlar nedeniyle bütün Çeçen direnişçiler adına teşekkür ediyorum.

Putin teslim olan direnişçileri affedeceğini açıkladı. Moskova yönetiminin af çağrısına Çeçen direnişçiler ilgi gösteriyor mu? Aftan yararlanmak için Ruslara başvuran direnişçiler var mı?

Abu Hafs: Bu, gerçek dışı bir af ilanıdır. Zaten zalimin mazlumu affetmesi de düşünülemez. Bilakis, zalim mazlumdan af dilemelidir. Rus hükümetinin bu af çağrısı, Çeçen direniş güçlerine karşı koymada Rus ordusunun zayıflığının ve başarısızlığının ispatıdır. Bu çağrıya hiçbir mücahid olumlu karşılık vermemiştir. Bilakis, bütün Çeçen mücahidler, Rus ordusunun kendilerinden af dilemesi için mücadele edeceklerdir.

İsrail’e karşı Hizbullah’ın elde ettiği zafer konusunda ne düşünüyorsunuz?

Abu Hafs: Lübnan’da Hizbullah’ın İsrail’e karşı kazandığı zafer, hangi güçte olursa olsun, adil bir davaya sahip direniş hareketlerinin başarıya ulaşacaklarının ispatıdır. Bu zafer, Siyonist düşmanın direniş karşısında duramayacağına ve Filistin’den Siyonistleri kovmamızın vaktinin geldiğine dair Ümmetimize bir işarettir. Bizler Çeçenistan’daki mücahidler olarak Lübnan’daki direnişle gurur duyduk.

Başta önümüzdeki günler Türkiye’ye gelecek olan Papa olmak üzere, Batılılar İslam’a ve Peygamberefendimiz’e yönelik hakaretlerini son zamanlarda arttırdı. Bu durum sizce ne anlama geliyor?

Abu Hafs: Siyonistler ve radikal Hıristiyanlar, İslam’a, Kur’an’a ve Rasûlullah (sav)’e karşı bu tutumlarıyla birtakım şeyler hedefliyorlar. Bunlardan biri; uluslar arası kamuoyunu ve özellikle Ortadoğu’yu daha etkili bir savaşa hazırlamaktır. Bu hedeflerden bir diğeri ise; özellikle Ortadoğu’da Müslüman ve Hıristiyanlar arasındaki ufak tefek anlaşmazlıkları körükleyerek fitne oluşturmak, aynı ülkede yaşayan farklı grupların çatışmalarına zemin hazırlamak ve dünya kamuoyuna Hıristiyanların Ortadoğu’da ezilen azınlıklar olduğu propagandası yaparak ülkeleri parçalamaktır. Dahası, bu anlaşmazlıkları kullanarak, Amerika’nın önderliğinde, askeri bir müdahale gerçekleştirmektir.

Türkiye halkına gazetemiz aracılığıyla cepheden bir mesaj göndermek ister misiniz?

Abu Hafs: Rasûlullah (sav) diyor ki: “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükredemez.” Ben, mazlum Müslümanların yardım çağrılarına her daim kulak veren Müslüman Türkiye halkına mücahidlere yaptıkları yardımlar için teşekkürlerimi sunuyorum. Türkiyeli kardeşlerimiz cihad bölgelerine verdikleri sürekli destekle İslam toplumlarının en iyilerinden biri olduklarını ispat etmişlerdir. Bir ilim ehlinin dediği gibi; “Salih ameli sürdürmek ve onda sebat etmek, bu amelin Allah katında makbul olduğunun işaretidir.” Onlar bilsinler ki, Çeçenistan için sarf edilen her emeğin meyvesi Allah’ın izniyle toplanacaktır. Allah’tan Türkiyeli kardeşlerimizin çocuklarını, mallarını, dinlerini ve dünyalarını bereketlendirmesini diliyorum. Allah namazlarınızı ve oruçlarınızı kabul etsin. Yakında bayram gelecek. Bu bayram Irak’ın, Afganistan’ın Çeçenistan’ın ve Filistin’in kurtulduğu gün olacaktır. Hep birlikte saf olup, omuz omuza vererek Yahudilerden temizleyeceğimiz Mescidi Aksamız’da namaz kılıp tekbirler getireceğiz. Bütün dünya şunu bilsin ki, mücadelemiz Çeçenistan’da yüreklerimiz ise Kudüste’dir.

KUMANDAN EBU HAFS’IN ÖZGEÇMİŞİ

1973 yılında Ürdün’de doğan Abu Hafs üniversite eğitiminin ardından 1995 yılında Ruslara karşı savaşmak için Çeçenistan’a geldi. Uluslararası gönüllü mücahidlerin lideri olan komutan Hattab’ın grubuna katılan Abu Hafs, üstün zekâsı ve birikimi nedeniyle bu grubun eğitmeni olarak görevlendirildi. Komutan Hattab’ın şehadetinden sonra onun yerine geçen komutan Abu Valid’in yardımcısı olan Abu Hafs, Abu Valid’in de şehadeti üzerine, Çeçenistan’daki yabancı direnişçilerin komutanı oldu. Grubuyla birlikte cephede gösterdiği başarılar nedeniyle Çeçen halkı arasında büyük bir üne kavuşan Abu Hafs, Kafkas Mücahidleri Şura Konseyi’nde, komutan Şamil Basayev’in birinci yardımcılığına getirildi. Şu an ise Çeçen direnişçilerin yeni lideri Dokka Umarov’un yardımcılığı görevini yapıyor. Ayrıca Çeçenistan’daki yabancı direnişçilerin kumandanlık görevini de sürdürüyor.

Kaynak: Adem Özköse

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir