İsa Abzatov: Özgürlük Çeçenler’in sevdasıdır

Türkiye Başbakanı Rusya’yı ziyaret ediyor. Türkiye Çeçen meselesine “Bu Rusya’nın iç problemi” şeklinde yaklaşıyor. Çeçenistan bağımsız bir ülke olduğu halde, Türkiye neden bunu Rusya’nın iç sorunu olarak görüyor?

Bu, önemli bir yaklaşım ve ne yazık ki bizi üzüyor. Bugün Çeçenistan’daki hadisenin dünyaya Rusya’nın iç meselesi olarak gösterilmesi doğru değildir. Türkiye’nin de bu meseleye böyle yaklaşması, bizim için hakikaten hüzün verici bir durum. Çeçenistan kesinlikle Rusya’nın iç meselesi olamaz. Bir kere 400 yıldan fazla bir süredir, Çeçenistan’ın Ruslar’la mücadelesi devam etmektedir. Bunun yanısıra Türk insanıyla, Türkler’le Rusya’ya karşı tarihte her zaman bir dayanışma sözkonusu olmuştur. Mücadeleyi başlatan İmam Mansur Anapa Kalesi’nde yakalanmıştı. O zamanlar Anapa bir Osmanlı şehriydi. Yani tarihteki yerine oturttuğumuzda, Çeçen mücadelesinin Türkler’le çok içiçe ve dayanışmalı olarak yaşanmış bir mücadele olduğunu görürüz. Yaklaşık 500 yıldır süregelen bu mücadelenin içinde Çeçenler’in kendi istekleriyle Ruslar’ın egemenliklerini kabul ettiklerini belirten en küçük bir ifadeleri olmamıştır. Bu 500 yıllık süreçte Rusya ile bir savaş hep olmuştur. Bu da Çeçen halkının Ruslar’ı istemediğinin ve sürekli bir bağımsızlık savaşı verdiğinin; ayrıca kendi istekleriyle hiçbir zaman Rusya’ya bağımlı olmayı benimsemediklerinin bir göstergesidir diye düşünüyorum.

Bağımsızlık ve özgürlük Çeçen halkının karakteridir… sevdasıdır diyorsunuz.

Evet, tam da söylediğiniz gibi. 1994-96 yılları arasındaki savaş ve bu savaşın sonuçları da Çeçen halkının bağımsızlık konusundaki azminin bir kanıtıdır. 1997 yılında Rusya Devlet Başkanı Yeltsin ve Mashadov arasında anlaşma imzalanmış ve bu anlaşmada Çeçenistan ve Rusya iki taraf olarak gösterilmiştir. Bu anlaşmada “Çeçenistan ve Rusya arasındaki sorun hiçbir zaman savaş yoluyla çözümlenemez” ifadesi yer almıştır. Ve her iki taraf bu anlaşmayla devlet olarak telakki edilmiştir. Bu da Çeçenistan’ın Rusya tarafından bir devlet olarak kabul edildiğini dünya kamuoyuna yeterince ilân etmektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin de bütün bu olayları yakın ve uzak geçmişiyle, bu şekilde görmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye Kafkaslar konusundaki politikasını, hem tarihî açıdan, (kardeşlik bağlarını hatırlayarak) hem de stratejik açıdan yeniden gözden geçirmelidir.

Çeçenistan bu sorunun çözülmesi hususunda gerek Türkiye devletinden ve gerekse Türk halkından neler bekliyor?

Türkiye’ye bakışımız, Türkiye’den beklentilerimiz aslında yine tarihle, ortak geçmişimizle alâkalıdır. Türkiye’de halen 7 milyon Kafkas kökenli insan bulunmaktadır. Bizim Türkiye’ye yakınlığımız hem Kafkaslar’dan Türkiye’ye yerleşmiş bu insanlarımızdan dolayı, hem de Türk halkının Çeçen halkına yakınlığını, alâkasını, dinî duygularını bilmemizden dolayıdır. Türkiye Devleti’nin, buradaki 7 milyonu aşkın Kafkas kökenli vatandaşın yanısıra, konuya duyarlı diğer vatandaşların Çeçenistan’a yardım konusundaki isteklerinin ve çabalarının önünü açmaya yönelik bir tutumu ne yazık ki yok. Biz bir komite kurulmasını ve bu komitenin çalışmaları hususunda Türkiye hükümetinin yardımcı olmasını bekliyoruz.

Dünya kamuoyuna Kafkaslar’da olup bitenler hep Çeçenistan ya da Azerî sorunu olarak duyuruldu. Aslında Kafkaslar’da ne Çeçen sorunu, ne de Azerî sorunu var. Rus sorunu var. Bu meseleyi daha doğru okuyup, adını “Rus sorunu” olarak koymak lâzım galiba…

Bu doğru bir yaklaşım. Evet, aslında bir Rus sorunu var ortada. Bakın, Rusya’nın kendi sınırları içinde, özellikle Sibirya’da bolca petrol rezervleri mevcut. Rus yöneticiler bununla yetinmeyip daha ileri gitmek istiyorlar. Sürekli genişleme isteği Rusya’nın her hükümetinin, her yönetiminin benimsediği bir politika olmuştur. Rusya emperyalist bir ülkedir. 1994-96 savaşında Çeçenistan’da uğradığı yenilgiyi Rusya bir türlü hazmedemedi. Bu sebeple Çeçen halkını yok etmek amacı gütmeye başladı. Çeçenistan’ı yok eder, halkını imha ederse bu diğer ülke halklarını da baskı altında tutmasını kolaylaştıracaktır. Birkaç uçağı Azerbaycan’a ve diğerlerine gönderdiği takdirde bu ülkelerin Rusya’nın güdümüne girmesi kolay olacaktır.

Çeçenler de direniyor. Bu direniş, akıllı ve kararlı minik farenin kendisinden kat kat büyük ve güçlü kediyi her defasında mağlup etmesine benziyor. Koca Rusya kendilerine göre bir avuç Çeçen’in kahramanlığına tahammül edemiyor. Düşünün, ufak tefek bir genç, mahallenin kabadayısını bütün mahallenin gözü önüde evire çevire pataklıyor. Kabadayı buna hiç tahammül edebilir mi!

Hem böyle, hem de Ruslar en güçlü ve en üstün olduklarına, diğer halkların da kendilerine itaat etmek zorunda olduklarına inanıyorlar. Bütün problem buradan kaynaklanıyor. Başka halkların kendileri için çalışmaları gerektiği mantalitesine sahip olduklarından dolayı, bu problemler yaşanıyor. Gerçekten de sorun, söylediğiniz gibi Rusya sorunudur. Rusya’nın etrafına baktığımızda bu halkların Rusya’nın egemenliği altında olduklarını görüyoruz. Eğer bu halkları çıkarırsak Rusya sadece Moskova ile sınırlı kalacaktır. Tarih içinde Rusya sorunu her zaman var olmuştur.

Rus birliklerinin Ceharkale’ye çok yaklaştıklarını biliyoruz. Ruslar için Ceharkale ne anlama geliyor? Ceharkale’ye bu kadar yaklaşmalarını hakikaten bir tehlike olarak görüyor musunuz ? Düşecek mi Ceharkale?

Ceharkale Ruslar tarafından kuşatılmıştır, evet doğru. Ama Ruslar’ın Ceharkale’yi kuşatmaları veya Ceharkale’ye girmeleri savaşın biteceği anlamına gelmez. Ruslar’ın bombalamaları sonucu aslında şehir olarak Ceharkale diye birşey de kalmamıştır. Ancak bizim için Ceharkale tabii ki bir başkenttir. Geçmişte de gördük ki Ceharkale’ye Ruslar’ın girmesi savaşın biteceği anlamına gelmiyor. Ruslar her bir eve bir tank getirse de savaş bitmeyecek ve bu savaşı onlar kazanamayacaktır.

Kaybetmeyeceğinize dair inancınız nereden kaynaklanıyor ?

Çeçenler herzaman özgürlük, bağımsızlık istemişlerdir. Bundan dolayı Çeçenler’in orada mağlup edilmeleri mümkün olamaz. Çeçenler’in bu savaşı devam ettirmelerinin nedeni kendi dinlerine, geleneklerine örf ve adetlerine olan bağlılıklarıdır. Eğer Çeçenler bu mücadelelerini devam ettirmemiş olsalardı bugün Rusya’nın içinde kendi dillerini, dinlerini, örf ve adetlerini unutmuş kavimlerin durumuna düşerlerdi. Bizim bu savaşı devam ettirmemiz millet olma, halk olma isteğimizden başka bir anlam taşımıyor. Bizim bu savaşı kaybetmeyeceğimize dair inancımız, değerlerimiz için savaşıyor olmamızdan ve bu değerlerimize olan bağlılığımızdan kaynaklanmaktadır.

Ruslar kadar silahınız yok. Bu bağımsızlık inancı, direniş ruhu sizi nereye kadar götürebilir?

Eğer bir savaş sadece orduyla ve silâhla kazanılıyor olsaydı, bizim halk olarak çoktan yok olmamız gerekirdi. Geçmiş savaşta da görüldü ki, 500 bin Rus askerine karşı Çeçenler, savaşı din ve iman gücüyle kazanıyorlar. Ruslar 500 bin askerle Çeçenistan’a geldiklerinde, Çeçenistan’da o kadar sayıda Çeçen dahi yoktu. Biz Cenab-ı Allah’ın bizi yalnız bırakmayıp yardım edeceğine olan inancımızdan dolayı biliyoruz ki bu savaşı kaybetmeyeceğiz.

Şeyh Şamil’in her zaman kendisinden kat kat büyük Rus ordularını çok az sayıda askerle yendiğini biliyoruz.

Şeyh Şamil zamanındaki muharebelerde Ruslar defaatle mağlub edilmişlerdir, doğru. Fakat o zamanlar Ruslar ve Çeçenler birbirlerini fazla tanımıyorlardı. Rus askerler geliyor ve gidiyorlardı. Bugün ise Ruslar Çeçenler’i, Çeçenler de Ruslar’ı çok iyi tanıyor. Bundan dolayı da Çeçenler Ruslar’a hiçbir zaman boyun eğmeyeceklerini, Ruslar da Çeçenler’in kendilerini hiçbir zaman kabul etmeyeceklerini biliyorlar. Sibirya’ya sürgüne gönderilip ülkelerine geri döndü Çeçenler. Şimdi Şeyh Şamil zamanından daha bilinçli, daha dirençli, daha uyanık bir Çeçen halkı var.

Şeyh Şamil sizin için için ne anlam ifade ediyor?

Şeyh Şamil Allah’ın bize gönderdiği bir imamdı. Halkı tarafından çok sevilen, seçilmiş bir imam. Ruslar’a karşı onlarca savaş yaptı. Bugün için de Şeyh Şamil halkının gönlünde olan bir şahsiyettir. Bugün ben onun çocuklarının bulunduğu mezarları ziyaret ettim.

Davanızı doğru biçimde daha iyi tanıtmak, anlatmak, dünya kamuoyunu haberdar etmek hususunda çabalarınız vardır sanıyorum.

Çeçenistan’da olup bitenleri dışarıya haber vermek hususunda bir internet imkânımız vardı. Ama Rusya bu internet imkânımızı da ortadan kaldırdı. Fakat biz dünyaya halkımızın durumunu anlatmak için Çeçenistan’a gazetecileri götürüyoruz. Onlar da dışarıya bu şekilde bilgi aktarmaya çalışıyorlar. Şunu da belirtmeliyim ki devletler, hükümetler Çeçenistan’a karşı çok da alâka duymuyorlar. Kayıtsız kalıyorlar. Ne yazık ki bu noktada bizim yapabileceğimiz pek fazla bir şey yok.

Ruslar Çeçenler’in seslerini duyurmasına engel olmakla kalmayıp, anti-propaganda ile terörist ilân ediyorlar…

Gerçekten de Ruslar Çeçenler’i dünyaya terörist olarak tanıttılar ve buna da birçok ülkeyi inandırdılar. Hadise tabii ki öyle değildi. Çeçenistan’ı terörist olarak gösterirken bazı provokasyonlar yaptılar. Dağıstan’da, Moskova’da yapılan olaylar birer provokasyondur. Aslında Moskova’daki patlamalarla Çeçenler’in hiçbir alâkası yoktur.

Bunu da soracaktım, siz açıkladınız.

Dağıstan’daki hadisenin esası da şudur: Çeçenistan sınırındaki Karamaki ve Çobanmaki köyleri kendi iç işlerinde serbest bir şekilde hareket etmek istediklerini Dağıstan yönetimine bildirerek iç işlerinde serbest olma konusunda anlaşmışlar. Fakat Ruslar buraya gelerek bu iki köyü abluka altına almışlar ve buradaki insanları havadan bombalayarak imha etmek istemişlerdir. Bu insanların yardım istemesi sonucunda Çeçenler’den yardım gitmiştir. Bu, insanî bir yardımdır. Orada Ruslar’ın ablukasını kırmak istemişlerdir. Oradaki hadise Ruslar’ın provokasyonundan başka bir şey değildi. İşte bu tür provokasyonlarla Çeçenler’in terörist olduklarına dünyayı inandırdılar.

Aslan Mashadov İslâm dünyasından umudunu kestiğini söyleyerek Papa’dan yardım istemişti. İslâm dünyası Çeçenistan sorununa gerçekten duyarsız mı?

Ne yazık ki kardeş bildiğimiz İslâm ülkeleri Çeçenistan’da hiçbir şey olmuyormuş gibi duyarsız davranıyorlar. Sanki Çeçenistan’da insanlar, bebekler katledilmiyor. Bu katliamı görmezden geliyorlar. Çeçen Devlet Başkanı sivil halkının katline gönlü razı olmadığı için İslâm dünyasının kayıtsızlığından üzüntü duyarak, katliamı önlemek için böyle bir açıklamada bulunmuştur.

Bu açıklamaya Papa’dan bir cevap geldi mi?

Bildiğim kadarıyla bir cevap gelmedi.

Papa da duyarsız…

Mashadov’un bir diğer amacı da İslâm ülkelerindeki sivil organizasyonları harekete geçirmek. Onların Çeçenistan’a alâkalarını artırmak. Öte yandan Avrupa ve Amerika’nın mesele ile ilgilenmelerini sağlamak. Fakat Amerika ve Avrupa’dan yapılan açıklamaları Rusya duymazdan geliyor. Çeçenistan’daki Rus asker sayısının azaltılması hususunda yaptıkları açıklamaları Rusya duymazdan geliyor. Mesele devam edip gidiyor.

Rusya tam bir vurdumduymaz yani. Vuruyor ve duymuyor.

Tamamen öyle…

Amerika ile Çeçenistan’ın ilişkileri nasıl?

Resmî düzeyde Çeçenistan’ın Amerika ile hiçbir şekilde ilişkisi yok.

Amerika’nın, sanki Rusya’nın Çeçenistan’dan elini çekmesini istiyor gibi bir tavrı var. Yanılıyor muyum?

Amerika’nın da Kafkasya’ya alâka duyduğunu biliyoruz. Burada çıkarları ve ilişkileri var. Azerbaycan petrollerine büyük alâka duyuyor. Hazar petrollerine büyük alâka duyuyor. Çeçenistan’da çok petrol yoksa da bölge Amerika için her zaman ilgi çekici oldu. Bundan dolayı son zamanlarda Amerika’nın, söylediğiniz gibi birtakım açıklamaları oluyor.

Yalçın Çetinkaya / Yenişafak, Kasım 1999

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir