Rusyanın Çeçenistanı işgali ve soykırımı

Genç-yaşlı, kadın-erkek demeden yüzbinlerce sivili katlederken ‘terörizmle mücadele’ söyleminin arkasına sığınan Rusya, hayatta kalanların büyük kısmını da göçe zorladı. 1994 ve 1999’daki iki işgal sonrasında 1 milyona yakın Çeçen’in vatanını terk etmek zorunda kaldığı işgale, başta ABD ve İngiltere olmak üzere dünya siyasetine yön veren devletler politik, ekonomik ve askerî destek vererek ortak oldular. Barışın teminatı BM ise, yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiği bu soykırıma sessiz kaldı.

Yer Çeçenistan

Tarih 1994-1996,

1999-Günümüz

Fail Rusya

Ölü Sayısı En az 100 bin

Mülteci Sayısı Yaklaşık 1 Milyon

RUSYA’NIN KAFKASYA’DAKİ KANLI GEÇMİŞİ: YÜZYILLARDIR DEVAM EDEN SÖMÜRGELEŞTİRME ÇABALARI

Rusya’nın Kafkasya üzerindeki hâkimiyet kurma planları 10. yüzyıla kadar götürülmekle birlikte, ilk işgal girişimleri Rusların 1556’da Astrahan Hanlıklarını ele geçirmesiyle başladı. İşgal süreci 17. yüzyılın sonlarında Çar I. Petro’nun başa geçmesiyle hız kazanırken, ilerleyen dönemlerde Katerina’nın iktidarında da yayılmacı politikalara devam edilerek yerli halk baskı altına alındı. Bu yüzyıllar boyunca Ruslar Kafkas halklarına karşı sömürgeci uygulamaları hayata geçirdi. Müslüman halk Hristiyanlaştırılmaya çalışıldı, ibadethaneler kamulaştırıldı, yerli halkın kurduğu ve hayır işleri yapan vakıflara el konularak sosyal ve kültürel ihtiyaçların karşılanması engel-lendi.

İMAMLAR DÖNEMİ

yüzyılda, içlerinde Kafkasların efsaneleşen lideri Şeyh Şamil’in de bulunduğu ‘İmamlar Dönemi’nde Ruslara karşı çetin mücadeleler verildi. Bu süreçte onbinlerce insan çatışmalar esnasında hayatını kaybetti.
Fakat kısıtlı imkânları ve az sayıdaki savaşçılarıyla çok geniş imkânlara sahip büyük Rus ordusuna karşı yürütülen bu mücadele Rusların 19. yüzyılın son çeyreğinde bölgede tam bir hâkimiyet sağlaması ile bertaraf edildi. Bu süreç boyunca da, Rusların yalnızca Çe-çen halkı üzerinde değil, tüm Kafkas halklarını hedef alan sömürgeci politikaları aralıksız devam etti.

ZORUNLU GÖÇ VE RUSLAŞTIRMA POLİTİKASI

Kafkas halkları 19. yüzyılın ortalarından itibaren zorunlu göç uygulamalarına maruz bırakıldı. Özellikle 1862-65 yıllarında artan göç dalgası, daha sonra 1887-88 Osmanlı-Rus Savaşı’nda ve 1890-1908 yılları arasında devam etti. Rusya’nın bu zorunlu göç politikasındaki amacı Kafkas topraklarını kendisine karşı mücadele veren etnik unsurlardan arındırarak Ruslaştırmaktı. Nitekim göçe zorlanan Kafkas halklarının yerine Ruslar, Ukraynalılar, Hristiyan Kazaklar ve Don Kazakları yerleştirildi. Bu süreçte göçe mecbur bırakılan insanların sayısının 1 ila 2 milyon civarında olduğu bilinmektedir. Bunların içinde yaklaşık 100 bin Çeçen de bulunmaktadır.

STALİN’İN SÜRGÜNÜ: YÜZBİNLERCE ÇEÇENİN ÖLÜM YOLCULUĞU

Çeçen halkının serencamı Rusya’da vuku bulan önemli olaylara paralel bir seyir izledi. 1917’de Çarlık Rusyasının yıkılmasıyla birlikte Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ilan edildi; ancak Sovyet rejiminin Kafkasya politikası Çarlık Rusyasından farklı olmadı. Nitekim yüzyılın sonlarında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bünyesindeki cumhuriyetler de teker teker bağımsızlığını ilan ederken, Çeçenistan’ın bağımsızlığı tanınmayacaktı.

Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanların Kafkasya’yı işgali sırasında Alman birliklerine destek verdiğini iddia ederek savaştan hemen sonra Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni feshetti ve yerine Grozni Oblastı’nı kurdu. Halkın tamamının da bölgeyi terk ederek Sibirya’ya sürgün edilmesine karar verildiği açıklandı. Karara karşı çıkanlar sorgusuz sualsiz kurşuna dizildi. 23 Şubat 1944’te başlayan ve 3 gün süren sürgünde 500 ila 700 bin Çeçen ve İnguş son derece ağır şartlar altında yolculuğa zorlandı. Kendilerine ait her türlü mal varlığını bırakarak yanlarına yalnızca 20 kg yük almalarına izin verilen halkın %20’si hava koşulları ve açlık sebebiyle henüz yolculuk esnasında hayatını kaybetti. Takip eden ilk birkaç yıl içerisinde de bu ölümler devam etti ve özellikle iklim koşulları sebebiyle yüzbinlerce insan yaşamını yitirdi. Sürgün büyük bir gizlilik içerisinde gerçekleştirildi ve dünya kamuoyu bu ölüm yolculuğundan yıllar sonra haberdar oldu. Sürgün edilen halk Sibirya’da da rahat bırakılmadı. Her 10 kişiye 1 gözlemci verildi ve halk sıkı kontrol altında tutularak insanların bulundukları yerden 3 km’den fazla uzaklaşmaları dahi yasaklandı.

Çeçen ve İnguşlar, Stalin’in ölümünden sonra yönetime gelen Kuruşçev döneminde kendi topraklarına geri dönebildiler. Ancak sürgün sürecinde sahip oldukları topraklara farklı etnik unsurlar yerleştirildiği için, başta iskân olmak üzere pek çok konuda büyük sıkıntılar yaşandı. 1956-1960 tarihleri arasında yaklaşık 200 bin Çeçen ve İnguş’un sürgün bölgelerinden geri dönüş yaptığı belirtilmektedir. 1957’de Sovyetler Birliği Yüksek Şurası, 1944’te göçe zorlanan ve katledilen Çeçen-İnguşların yurtlarına dönmelerine izin vererek Çeçen-İnguşetya’nın yeniden Sovyetler Birliği’ne bağlı Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak kurulmasına karar verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir