Şehid Hattab’ın oğluna yazdığı mektup

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla

Salih, kutsal bir mücadele olan Çeçenistan’dan, benim sana olan tavsiyem budur. İslam tarihi sayfalarında sadece Allah yolunda verdikleri sözleri tutanlar şerefle kaydedilmiştir. Onlar ise sözlerinde durarak söyledikleri gibi savaşın olduğu yere gidenlerdir.

İnan bana oğlum; para, iman edenleri inançlarından alıkoydu. İnananlar Batılılaştılar ve onların maaşlarına tapıyorlar. Ancak, Allah’ın verdiği daha hayırlıdır. Ve bu yanlış davranıştan dolayı insanlar sanki hayvanlaşmışlar. Yani onlar sabah kahvaltıya kalkarlar, sonra işe giderler, sonra öğlen yemeğe giderler, sonra eve giderler ve sonunda yatarlar. Ve onların hayatlarında başka bir amaç ve hedef yoktur.

İnan bana Salih, onların amacı kendilerini zenginleştirmek ve o yolda ilerlerken problemlerden kendilerini sigorta etmek. Ancak problemler hiçbir zaman bitmez. Evde karısıyla, çocuklarıyla, aile problemi ve benzeri problemlerin birini çözerler, arkadan diğeri başlar. Ve böylece onları çözerlerken hayatları sona erer, problemleri kalır.
Bugün İslam ümmeti içerisinde her türlü insan mevcuttur: Âlimler, talebeler, işadamları, mühendisler hatta hırsızlar ve haydutlar. Ancak, Tevhid ehli ve Cihad ehli asker azdır. İnan Salih, bugün Cihad zamanıdır. Küfür ümmeti çok dikkatli çalışmaktadır. İslam ümmeti ise keskin bir kılıca muhtaçtır.

Allah, bu zamanda da İslam ümmetine merhamet ederdi. Peygamber Efendimiz’in aleyhisselam, ashabın ve onların yolunda devam edenlerin zamanından bahsetmiyorum. Biz gördük, dünyanın en fakir olan milletinin Sovyetler Birliği’ni nasıl yok ettiğini ve en az olan milletin ise Rusya’nın kalbini nasıl kırdığını. Ben bunlarla yaşamasaydım, belki ben de inanmazdım.
İnan Salih’im, ölümünü kendin seçebilirsin; şehadetini isteyerek, cihat yolunda. Ama Allah daha iyi bilir. Allah’a tevekkül et ve ölümüne dimdik karşı koy, hayat da o zaman sana gelir. Allah’a olan ümidini yitirme ve O’na tüm kalbinle inan. Bizler Allah’a inanırız ve yine de zafer gelir mi acaba diye şüpheleniriz. İnsanlar her zaman şüpheli davranırlar. Körfez Savaşı’ndan beri kâfir uçakları ve tankları çoğu insanın kalplerinde korku bırakmıştır.

Körfez Savaşı, Afganistan’da Rusya’ya karşı kazanılan savaştan sonra Müslümanların kalplerine inen inanç ve cesareti yok etmeye yetti. Düşmanların silahlı kuvvetleri Allah’a inanan az bir insan karşısında yenilgiye uğradıktan sonra Orta Doğu’da tüm yerlere yerleşip Muhammed ümmetini korkutmaya başlamışlardır. Saddam’a ve askerlerine bir şey olmuyordu. Ama Batılılar gittikçe vahşileşerek, Müslümanları korkutarak ve onların sahip olduklarına el koyarak devam ettiler ve biz buna karşı koymayı borç bildik. Ve hala bu savaş 18 yıldır devam etmektedir.
Salih, zaman gelir sen de ölümle karşı karşıya kalırsın. O halde Allah’a yönel ve O’nun yolunda cihad et. O, bu dünyada ve öbür dünyada da bir şereftir. Canım benim! Sen hala çok küçüksün. Ama biz sana ve senin yaşındakilere bir yol gösterdik ki bunu bize, bizim ninelerimiz gösteremezdi. Biz önce Allah’a ve sonra size inanıyoruz. Siz, bu ümmettin umudusunuz.
Maalesef bugün gençler televizyonun, futbolun ve benzeri şeylerin ve arabaların kölesi olmuşlar. Boşu boşuna ölmekten kork ve Allah’tan sonunun hayırlı olması için dua et. Allah yolunda cesedin parçalanarak ölmek, mahşerde seni Peygamber Efendimiz’le beraber kılar.

Benim için en büyük hediye -Elhamdülillah- senin bu cihad topraklarında dünyaya gelmendir. Senin anne tarafı akrabalarından bazıları şehid edildi, bazıları benimle birlikte hala savaşmaktalar, bazıları Ruslara esir düştüler. Onlar Dağıstan’da şeriatı ilk ilan edenlerdendirler. Ben hatırlıyorum; o zamanlar da onların bulundukları köyler Ruslar tarafından çember altına alınmıştı ve biz onlara yardıma koştuk ve beraberce orada kâfirleri dize getirdik.
O zaman Çeçenistan’da annen seni karnında taşıyordu. Ve uçaklar bizim toprağımızı her yerde bombalıyor ve yakıyordu. Ve onun için Allah’a şükret ki sen annenin karnındayken cihadın seslerini duymaya başladın. Annen ise bir yerden öbür yere koşardı.

Canım benim, lüks bir hayatı hiç düşünme. Çünkü seni her yerde küfür ümmeti takip edecektir ve sana rahat vermeyeceklerdir. Sen ise babanın yoluna devam et ve şerefli bir yol seç. Babanın çoğu arkadaşları da bunu seçtiler ve şehid oldular veya esir düştüler. Sen ise onlardan daha iyi değilsin. Hayatında ciddi bir karar al. Allah’a inanarak ve zafere inanarak devam et. Boş konuşmalara kulak verme, çok soru da sorma. İlim ara ve onu uygula ve Allah’ın kitabını öğren. Küçükken bunları yap, sonra Allah’ın yolunda cihad’a hazırlan.
Oğlum benim! Bilmem cihadda beraber olur muyuz? Belki sen tek başına olursun, ben ise mezarda. Ama bu, bir komutanın askerine olan tavsiyesidir; benim için bir rahmet ol, bana dua et ve salih bir evlat ol ki ölenler ancak salih evladın duasını alırlar. Peygamberimiz de aleyhisselam böyle söylemiştir.

İsterim ki, Allah’ım onu koru! Bu ümmete faydalı olma ve bu dini koruma, güç ve cesaretini ver ona! Ve senin sonsuz rahmetinden rahmet eyle ona! Allah’ım düşmanlarından koru onu! Ve fakir babasına ve annesine şefaatçi kıl! Allah, inanmayanlara karşı senin şerefini ve gücünü yükseltsin!

Allah-u Ekber

Senin baban, Hattab

Şehid Hattab’ın oğluna yazdığı mektup” hakkında 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir